
BASINA VE KAMUOYUNA
Çerkezköy'de Yıkım Değil, Barınma Hakkını Güvence Altına Alan Çözümler İstiyoruz.
Sıfır Ayrımcılık Derneği (SAD) olarak, Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesi Bağlık Mahallesi Kümeevler mevkiinde yaşayan ailelere yönelik başlatılan tahliye ve yıkım sürecini kaygıyla takip ediyoruz.
Edindiğimiz bilgilere göre, mahallede yaşayan ailelere evlerini tahliye etmeleri için 15 günlük süre verilmiştir. Daha önce de benzer yıkımların yaşandığı bu bölgede, alternatif barınma çözümleri sunulmadan gerçekleştirilecek her tahliye, yeni hak ihlalleri ve derinleşen sosyal eşitsizlikler yaratma riski taşımaktadır.
Kamu idarelerinin imar mevzuatını uygulama yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu yetki, Anayasa'nın güvence altına aldığı temel hak ve özgürlüklerden bağımsız kullanılamaz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde düzenlenen sosyal devlet ilkesi ile 57. maddesi, kamu otoritelerine herkesin insan onuruna yakışır barınma koşullarına erişimini gözetme yükümlülüğü yüklemektedir.
Barınma hakkı yalnızca bir konuta sahip olma hakkı değildir. Yaşam hakkının, insan onurunun, sağlık hakkının, eğitim hakkının ve güvenlik içinde yaşama hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Birleşmiş Milletler'in yeterli konut hakkı ve zorla tahliyelere ilişkin standartları da, hiç kimsenin uygun güvenceler ve alternatif barınma imkânları sağlanmadan evsiz bırakılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Mahalle sakinlerinin dile getirdiği, "Biz nereye gideceğiz?" sorusu yalnızca bireysel bir serzeniş değil; sosyal devlet ilkesinin ve kamu idaresinin yükümlülüklerinin doğrudan muhatabı olan temel bir insan hakları sorusudur.
Özellikle çocuklar, yaşlılar, engelliler, kadınlar ve yoksulluk içinde yaşayan aileler bakımından doğabilecek sonuçlar dikkate alındığında, kamu kurumlarının önceliği yıkımı gerçekleştirmek değil, hak ihlallerini önlemek olmalıdır. Barınma hakkını koruyan sosyal politikalar geliştirilmeden yürütülecek bir süreç, telafisi güç mağduriyetlere neden olacaktır.
Bölgede yaşayan ailelerin önemli bir bölümünü Roman yurttaşların oluşturduğu yönündeki bilgiler doğruysa, süreç ayrıca eşitlik ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Roman toplulukları uzun yıllardır barınma hakkına erişimde yapısal eşitsizliklerle karşı karşıya kalmaktadır. Kamu otoriteleri alacakları kararlarla bu eşitsizlikleri derinleştirmemeli; aksine eşitliği güçlendiren ve sosyal içerilmeyi destekleyen politikalar geliştirmelidir.
Sıfır Ayrımcılık Derneği olarak çağrımız açıktır: Yıkım süreci tamamlanmadan önce tüm haneler için sosyal inceleme yapılmalı, hiçbir aile alternatif barınma çözümü sunulmadan evsiz bırakılmamalı ve ilgili tüm kamu kurumları koordinasyon içinde hareket ederek insan onuruna yakışır çözümler üretmelidir.
Barınma hakkı bir lütuf değil, Anayasa ve uluslararası insan hakları hukuku tarafından güvence altına alınmış temel bir haktır. Kamu otoritelerini, hak ihlallerini derinleştirecek uygulamalar yerine, insan onurunu, eşitliği ve sosyal adaleti esas alan çözümler üretmeye davet ediyoruz.
Sıfır Ayrımcılık Derneği olarak süreci izlemeye, gerekli raporlama ve hak savunuculuğu çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Sıfır Ayrımcılık Derneği
